Yazar: admin

  • Hello world!

    Welcome to WordPress. This is your first post. Edit or delete it, then start writing!

  • Sertleşme Sorunu Görülme Sıklığı: Ereksiyon Bozukluğu Ne Kadar Yaygın?

    Sertleşme Sorunu Ne Kadar Yaygın?

    Sertleşme sorunu yaşayan erkekler bu durumdan duyulan mahcubiyet nedeni ile sıklıkla bu durumu çevrelerinden gizleyebilmektedirler. Hatta sertleşme sorunu yaşayan pek çok hasta genellikle tam tersine, cinsel ilişkide sertleşme sağlama ve bunu sürdürebilme konusunda çok başarılı olduğu mitomanik yaklaşımlarına çokça şahit oluruz. Ancak özel bir tedavi almadıkça belirli yaş üstü erkeklerde sertleşme performansı mutlaka her geçen yıl azalmaktadır.

    Kimi zaman bu çekinme hissi kişilerin tedaviye ulaşmalarını bile engelleyebilmektedir. Bugün muayene olan hastalardan birinin “Yaklaşık 20 yıldır sertleşme ve erken boşalma sorunu yaşıyorum ve sizi uzun zamandır (1-2 yıldır) takip ediyorum. Ancak bugün randevu alıp gelme cesaretini buldum” ifadesine nadir rastlamıyoruz. Hal bu olunca sertleşme sorununun toplumda görülme sıklığı net değerlendirilememektedir.

    Ereksiyon Bozukluğuna Bakışın Tarihsel Değişimi

    Ereksiyon bozukluğu durumunda erkeklerde eskiden daha fazla çekingenlik vardı. Daha önceleri sertleşme sorununun organik nedenleri (damarsal, nöronal, hormonal etkenler) tıp profesyonelleri de dahil olmak üzere insanlar tarafından fazla bilinmezdi. Bunda önemli nedenlerden biri de organik nedenlere bağlı günümüzdeki kadar hasta olmaması olabilir. Stres, anksiyete ve depresyon gibi sertleşmeyi etkileyen duygu durum bozuklukları günümüzdeki kadar sık olmaması da emosyonel nedenli sertleşme sorununun gündemde olmamasına neden olmuş olabilir.

    Bu yüzden eskilerde ereksiyon problemi varsa neden; ne organik, ne de emosyonel olarak değerlendirilir, sadece “iktidarsızlık” olarak tanımlanan, kadın üzerinde erkeğin cinsel hakimiyet kuramaması olarak düşünülürdü. Tıpta impotance = güçsüzlük olarak isimlendirilen bu durum daha sonraki yıllarda “erectile dysfunction = ereksiyon bozukluğu” isimlendirilmesine dönüşmüştür. İktidarsızlık; erkeğin daha çok özgüven eksikliğine bağlı mental olarak hakimiyet kuramaması, domine edememesi, mental olarak güçsüzlük hissetmesi durumu ile oluşan ereksiyon sağlayamama ya da sürdürememe durumudur.

    Ancak günümüzde özellikle beslenme bozukluğu, hareketsizlik ve stres nedenli ereksiyon bozukluğuna yol açan organik etkenler daha ön plandadır. Ereksiyon bozukluğunun daha çok organik nedenlerle oluştuğu yönünde bilinçlenilmesiyle ve erkeklerin yarısından fazlasında bu sorunun yaşandığının ortaya çıkması dolayısıyla artık bilinçli erkeklerin çoğu bu durumdan bahsetmekten çekinmez duruma gelmiştir. Kalp damarının daralmasına bağlı kalp krizi geçiren bir erkek nasıl bunu anlatmaktan çekinmiyorsa, penil damarlarının daralmasına bağlı sertleşme sorunu yaşayan erkek de bunu ifade etmekten artık doğal olarak anlamsız bir mahcubiyet hissi duymamaktadır.

    Ateroskleroz ve Sertleşme Sorunu İlişkisi

    Sertleşme sorununun en sık organik nedeni ateroskleroz (atardamar sertleşmesi ve daralması)dır. Ateroskleroz etkenlerinin toplumda görülme sıklığı, sertleşme sorunu görülme sıklığı hakkında kabaca bilgi verebilir. Aterosklerotik plaklar genellikle 28-35 yaş civarında başlar. Kilo fazlalığı, stresli yaşam, kötü beslenme, hareketsizlik, sigara kullanımı ve diyabet; aterosklerozu artıran en önemli etkenlerdir. Bu etkenler maalesef toplumumuzda sık görülmektedir ve sertleşme sorunu olan erkeklerin yoğunluğu hakkında kabaca fikir vermektedir.

    Ateroskleroz ilerleyen dönemlerde kalp koroner atardamarlarında tıkanmalara neden olarak kalp krizlerine de yol açmaktadır. Kalp krizi sıklığı da yine özellikle son 20 yıl içerisinde artarak devam etmektedir.

    Sertleşme Sorunu Hangi Yaştan İtibaren Başlar?

    Sertleşme sorununun 40 yaş üstü her iki erkekten birinde olduğu düşünülmektedir. Ancak bu iki kişiden diğer erkekte de en azından cinsel sertleşme performansı azalmıştır. (Durumun daha net anlaşılması adına: 40 yaş üstü iki erkekten biri ölü, diğeri de yaralıdır…)

    Sertleşme sorununda penil atardamarların birkaç saatliğine gevşemesi ile penil kan akımını artırarak sertleşme sağlayan ilaçlar vardır. Viagra, Cialis gibi eczanelerin birkaç rafından birini kaplayan ilaçların satılma sıklığı da, sertleşme problemi görülme sıklığı hakkında fikir verecek başka bir gösterge olabilir.

    Sık Sorulan Sorular (SSS)

    Sertleşme sorunu ne kadar yaygındır?

    40 yaş üstü erkeklerin yaklaşık yarısında klinik düzeyde ereksiyon bozukluğu görülmektedir. Buna ek olarak diğer erkeklerin önemli bir kısmında da cinsel performans azalması yaşandığı bilinmektedir. Toplumda gerçek görülme sıklığı, konuya ilişkin çekingenlik nedeniyle olduğundan düşük tahmin edilmektedir.

    Sertleşme sorunu neden gizlenir?

    Tarihsel olarak ereksiyon sorununa yüklenen “iktidarsızlık” ve “erkeklik kaybı” gibi sosyal damgalar nedeniyle pek çok erkek bu durumu gizleme eğilimindedir. Ancak günümüzde sertleşme sorununun büyük ölçüde organik nedenlerle (damarsal, hormonal, nörolojik) oluştuğunun anlaşılmasıyla bu çekingenlik azalmaktadır.

    Sertleşme sorununun en sık nedeni nedir?

    En sık organik neden ateroskleroz yani atardamar sertleşmesi ve daralmasıdır. Kilo fazlalığı, hareketsizlik, kötü beslenme, sigara kullanımı, diyabet ve stres; hem aterosklerozu hem de ereksiyon bozukluğunu doğrudan tetikleyen başlıca risk faktörleridir.

    Ereksiyon bozukluğu kalp hastalığıyla ilişkili midir?

    Evet. Her ikisi de aterosklerozun farklı bölgelerdeki yansımalarıdır. Penil damarlarda görülen daralma ve tıkanma, koroner damarlardaki sürecin habercisi olabilir. Bu nedenle ereksiyon bozukluğu yaşayan erkeklerin kardiyovasküler risk açısından da değerlendirilmesi önerilir.

    Sertleşme sorunu kaçıncı yaştan itibaren başlar?

    Cinsel performanstaki azalma genel olarak 27-28 yaşından itibaren başlamaktadır. Aterosklerotik plaklar ise 28-35 yaş arasında oluşmaya başlar. Klinik düzeyde ereksiyon bozukluğu ise daha çok 40’lı yaşlardan sonra belirginleşmektedir.

  • Ereksiyon Bozukluğu Öncesi Dönem: Cinsel Performans Azalması

    Ereksiyon Bozukluğu Öncesi Dönem Nedir?

    Cinsel fonksiyon bozukluklarından ereksiyon bozukluğu tanım olarak; erkeğin cinsel birleşme için gerekli sertliği sağlayamaması ve ya sağladığı sertliği ilişki sürecinde muhafaza edememe durumudur. Ancak bu terminal dönemdeki durum öncesinde de erkeğin cinsel kapasitesinde azalmalar meydana gelir ve çoğu erkeğin rahatsız olduğu bu durum da “cinsel performans azalması” olarak tabir edilir.

    Erkekleri rahatsız eden sertleşme sorunu aslında “var” ya da “yok” tarzında tanımlanabilecek bir bozukluktan öte, çeşitli basamakları olan bir cinsel performans azalmasıdır ve performans azalması 27-28 yaşından sonra (kişi özel bir tedavi almıyorsa) mutlaka tüm erkeklerde görülmeye başlanır. Bu cinsel kapasitedeki azalma ne zaman artık ilişkiyi tamamlayamayacak seviyenin altına gerilerse, bu seviyede ereksiyon bozukluğu olarak tanımlanmaktadır.

    Cinsel Performans Azalması Belirtileri

    Cinsel kapasitede azalma ile ortaya çıkan cinsel performans azalma belirtileri şunlardır:

    1. Cinsel Uyarım Eşiğinin Yükselmesi

    Daha önceleri daha küçük cinsel uyaranlarla sertleşme olurken artık sertleşme için daha fazla cinsel stimülasyon gerekir. Daha uzun süre görsel ve dokunsal uyarı gerekir sertleşme için. Bunun ifadesi şöyledir: “Eskiden eşim önümden geçse bile hemen sertleşirdim, şimdi sertleşmek için çok uğraşıyorum.”

    2. Sertlik Derecesinin Azalması

    Bunun ifadesi de şu şekildedir: “Eskiden penisin ereksiyon sırasında sertlik derecesi 10 üzerinden 10 iken, artık her ne kadar penisin vajene girebilmesi için yeterli sertlik oluşsa da sertlik derecesi azaldı; 10 üzerinden 7 gibi oldu.”

    3. Boşalma Süresinin Kısalmaya Başlaması

    Eskiden ilişki süresi (intra vajinal latency time) 5-10 dakikadan uzun sürerken artık daha kısa sürede orgazm ile sertlik sonlanır.

    4. Cinsel İlişki Sayısı ve Sıklığının Azalması

    Cinsel ilişki sayısı; birbirini takip eden (bir gecede) girilebilen ilişki sayısının azalmasıdır. Örneğin 21-22 yaşlarında kişi peş peşe 3-4 kez ilişkiye girebilirken, ileri dönemde bu sayı 1-2’ye geriler.

    Aynı zamanda refrakter dönem uzar; daha önceleri kişi ilk ilişkiden 15-20 dakika sonra ikinci ilişki için hazır olabilirken (penil kan akım azalması, hormonal ve metabolik nedenlerle) artık ikinci ilişki için gereken sertliği sağlama süresi çok daha uzamış olur.

    Cinsel ilişki sıklığının azalması; bir ayda girilebilen ilişki sıklığında azalmayı ifade eder. (Bu sayı ve sıklığı etkileyebilen başka faktörler de olmasına rağmen önemli nedenlerden birisi de erkekte cinsel performansın azalmasıdır.)

    Bu dört durum da aslında “ereksiyon bozukluğu” değil, cinsel performans azalmasıdır. Yapılan uygulamalarla bu durumda da önemli derecede ilerleme sağlanır ve hatta güncel olarak önemli bir kısım erkekler tedaviye bu durumda gelmektedirler.

    Cinsel Performans Azalmasından Ereksiyon Bozukluğuna Geçiş

    Ancak cinsel performansın azalmasının ereksiyon bozukluğu haline geçtiğinin ilk belirtisi, başlamış ilişkiden sonra ilişki sırasında penisin vajen içinde sertliğini kaybetmeye başlamasıdır. Kimi erkekler bu durumu da idare ederler ve ilişkiyi tamamlayana kadar vajen dışına çıkmadan ejakulasyonu sağlarlar.

    Ancak sonraki durak: “Penis sertleşir ancak tam ilişkiye başlayacakken sertliğini kaybeder.” Bu artık ereksiyon bozukluğu tanımının tamamlanması halidir.

    Sertleşme sorunu yaşayan erkeklerin yanına cinsel performansı azalanları da eklediğimizde, cinsel hayatından memnun olmayan erkeklerin oranı ülkemizde %80-90’lara çıkabildiği söylenebilir.

    Cinsel Fonksiyonel Kapasite Hangi Erkeklerde Azalır?

    Cinsel performans yaşla beraber azalmaya başlar ancak kişilerin yaşıtlarına göre bu performansı daha hızlı kaybetmelerine neden olan etkenler şunlardır:

    Cinsel Performansı Olumsuz Etkileyen Risk Faktörleri

    (Sert bir başlık gibi görünse de hiçbir kadının, erkeğin bu tercihinden dolayı mağdur olmayı hak etmemektedir; sertleşme sorunu bir tercihtir, aşağıda söz ettiklerimizin çoğu birer yaşam tercihidir.)

    • Göbekli erkekler: Göbek çevresi 94 cm altında olmalı.
    • Fast food ve tatlı tüketimi sık olanlar: Yüksek kalorili ve kötü yağlar içeren besinler, kızarmış patatesler, hamburger, pizza, kola ve tatlılar… Her gün en az bir öğün sebze yemeği ve ya yeşil salata tüketmeli ve yüksek kalorili karbonhidrat ve kızarmış yağlarla yapılan yiyeceklerden uzak durulmalı.
    • Hareketsiz yaşayanlar: Kısa mesafelerde dahi yürümeyerek araç kullananlar. Her gün en az 30 dakika koşu ve ya tempolu yürüyüş yapmalı. Spor programında haftada 3-4 gün kas germe egzersizi olmalı ancak anabolizan steroid gibi ilaçlar asla kullanmamalı.
    • Sigara kullananlar: Sigara kullanılmamalı, sigaralı ortamlarda yaşanılmamalı.
    • Yoğun stresli ve geceleri uykusuz yaşam: Geceleri düzenli uyku alışkanlıkları olanlarda aşırı stres önlenir. Bunu desteklemek için akşam 7’den sonra çay ve ya kahve tüketilmemeli. Gerekirse saat 10 civarında NOROBALANCE kullanılabilir. Gün içerisinde en az 7-8 kez gülümseyebilen erkekler…

    Laboratuvar Değerleri

    Açlık kan şekeri (AKŞ): 100 mg/dl altı  |  Trigliserit (TG): 150 altı  |  HDL: 50 üstü  |  Tansiyon: 130/85 altı

    Her tür kalp hastalığı gibi dolaşım problemleri, tiroid gibi metabolizma hastalıkları, psikotrop ilaçlar (antidepresan, anksiyolitik, antiepileptikler…), her tür uyuşturucu madde kullananlar, testosteron seviyesinde değişikliğe neden olan durumlar da cinsel performansı olumsuz etkiler.

    Etrafımıza baktığınızda bu profildeki erkeklerin oranı ve kalp krizi sıklığı, o toplumda sertleşme sorununun görülme yoğunluğu hakkında fikir verebilir.

    Sık Sorulan Sorular (SSS)

    Cinsel performans azalması kaç yaşında başlar?

    Cinsel performans azalması genel olarak 27-28 yaşından itibaren tüm erkeklerde görülmeye başlar. Ancak sağlıksız yaşam alışkanlıkları (obezite, sigara, hareketsizlik, stres) bu süreci çok daha erken ve hızlı başlatabilir.

    Cinsel performans azalması ile ereksiyon bozukluğu aynı şey midir?

    Hayır. Cinsel performans azalması; uyarım eşiğinin yükselmesi, sertlik derecesinin azalması, ilişki süresinin kısalması ve ilişki sıklığının düşmesi gibi belirtilerle kendini gösterir. Ereksiyon bozukluğu ise ilişkiyi tamamlayabilecek sertliğin hiç sağlanamaması ya da ilişki sırasında sertliğin kaybedilmesi durumudur; bu, performans azalmasının ileri evresidir.

    Sertleşme sorunu tedavi edilebilir mi?

    Evet. Hem cinsel performans azalması hem de ereksiyon bozukluğu, altta yatan nedene yönelik doğru tedavi planıyla önemli ölçüde iyileştirilebilir. Yaşam tarzı değişiklikleri, hormonal denge, nörotransmitter desteği ve gerektiğinde profesyonel tıbbi uygulamalar bu süreçte etkili sonuçlar vermektedir.

    Hangi erkeklerde sertleşme sorunu daha sık görülür?

    Obez, sigara kullanan, hareketsiz yaşayan, fast food tüketen, yoğun stres altında olan, düzenli uyku almayan ve yüksek kan şekeri, yüksek trigliserit, düşük HDL veya yüksek tansiyon değerlerine sahip erkeklerde cinsel performans azalması ve ereksiyon bozukluğu çok daha erken ve sık görülmektedir.

    Refrakter dönem nedir?

    Refrakter dönem; bir ilişkiden sonra erkeğin bir sonraki ereksiyon için gereken süreyi ifade eder. Yaş ve cinsel kapasite azaldıkça bu süre uzar. Genç yaşta 15-20 dakika olan bu süre, ilerleyen dönemde belirgin biçimde uzayabilir.

  • Cinsel İsteksizlik Neden Olur? Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri

    Cinsel İstek Nedir?

    Cinsel istek ve ya cinsel arzu için libido terimi de sık kullanılır. Cinsel istek henüz ereksiyonun başlamadan önceki bilinç dışı dönemdir. Cinsel istek üzerinde etkili olan faktörleri inceleyelim;

    A) Pineal Gland, Uykusuzluk ve Melatonin

    Pineal gland (Epifiz bezi) beynin cinsel istek, uyku ve psikolojik duygu durumu ile ilgili olan bölümdür. Bu üç etki birbiriyle de çok yakın ilgilidir. Uykusuzluk ve Psikotik duygu durum bozuklukları cinsel isteği azaltır. Melatonin hormonunun salgılandığı yerdir burası aynı zamanda. Melatonin doğal salgılanışı uyku ile de ilgilidir ve cinsel isteği normalleştirir.

    Uykusuzlukta besin takviyeleri ile alınan doğal olmayan melatonin de cinsel istek ve uyarıda önemli olan hipofizin ön bölümünden salınan hormonları da baskılar. (Uyku bozukluğunda uykuya kolay geçiş ve uyku derinliğini artırdığı ve norotransmitter dengesi sağlayarak anksiyete, stres ve cinsel isteksizliğin normalleşmesine yardımcı olan NOROBALANCE’ı kullanıyoruz.)

    VagoBalance nefes egzersiz ve terapotik frekans sesleri de nörotransmitter dengelemesi sağlayarak uyku ve cinsel istek normalleşmesine büyük katkı sağlar.

    B) Pineal Gland, Duygu Durum Bozuklukları ve Serotonin

    Depresyonda da serotonin miktarı azalmıştır ve yine çok hassas (terapotik penceresi dar) bir molekül olduğu için birçok yan etkisi oluşur. İlaç kullanarak optimum doz ayarlamak mümkün değildir. SSRI-selektif serotonin reuptake inhibitörleri serotonin miktarını artırır. Sitalopram (citol), Sertralin (selektra, Lustral), Fluoksetin (Fulsac, Prozac) Paroksetin (paxil, paxera) belli başlı ana ilaç gruplarıdır. Depresyonun etkilerini azaltması için verilen bu ilaçlar yine çok hassas olan terapotik düzeyinden dolayı kullanılmaya başladıktan sonra sertleşme ve ereksiyon süresinde kısa bir artış olsa da, bir süre sonra genellikle cinsel isteği önemli miktarda baskılayarak cinsel isteksizlik nedeni olarak karşımıza gelir.

    SNRI-Serotonin Noradrenalin Reuptake İnhibitörleri bu alanda hem cinsel istek hem de ereksiyonu baskılamasından dolayı en fazla şikayet aldığımız ilaç grubudur. Venlafaksin (efeksor) ve Duloksetin (duloxx, nexetin, cymbalta)

    Antidepresanlara bağlı özellikle serotoninerjik nedenli cinsel istek azalması durumunda, bu ilaçlar yerine NDRI-noradrenalin Dopamin reuptake inhibitörü Bupropion (wellbutrin) verilir ancak bu ilaç da yine noradrenalin üzerinden sertleşmeyi azaltır. Serotonerjik ilaçlardan Trazadon (desyrel) ise 5HT-2 üzerinden etki gösterdiğinden bunun da yan etkisi daha azdır.

    Sonuç itibari ile depresyonun kendisi de buna karşı kullanılan antidepresanlar da cinsel isteği azaltabilir. Aynı şekilde uyku bozukluğu da, buna karşı kullanılan melatonin de yine cinsel isteği azaltmaktadır.

    Bu yüzden hafif ve orta derece depresyonda antidepresan kullanılarak cinsel istek azalması olmaması için öncelikle, NOROBALANCE kullanımını ve bunun yardımıyla uykunun düzenlenmesini tavsiye ediyoruz. Ancak daha uzun süredir var olan ve daha ağır depresyonda Elektroakupunktur ve Elektrohomeopatinin yapılmasını da mutlaka öneriyoruz.

    C) Dopamin ve Cinsel İsteksizlik

    Hipotalamustan salgılanan dopamin hormonu cinsel istek üzerinden uyarılma başlatarak ereksiyonda çok önemlidir.

    2000’li yılların başında, “santral sistem viagrası” diye reklamı yapılan dopaminerjik etkili apomorfin içeren, “Uprima” ticari ismiyle bir ilaç çıkarılmıştı. Ancak dopamin beyindeki her norotransmitter gibi pikogram düzeyinde çalışan çok hassas moleküllerdendir. Apomorfinin hastanın duyarlılığına göre belli bir dozda cinsel istek ve uyarım yaparken, dozun çok az daha artması hipotansif senkoplar, biraz daha değişince antiParkinson etkisi, biraz daha artınca da şiddetli bulantı kusma ortaya çıkar. Kullananlardan alınan hayati yan etkiler dolayısı ile kısa sürede toplatıldı.

    Dopamin vücuttaki düzeylerini tam olarak ölçemesek de, düşmesine yanıt olarak kanda ölçtüğümüz prolaktin düzeyinin artışını ölçerek dopamin miktarını tahmin edebiliyoruz.

    Dopamin Neden Düşer?

    Organik olarak düşüklüğünde önemli bir kısım:

    • Yüksek stres ve uykusuzluk: Hem uykusuzluk hem de yoğun stresin normalleşmesine yardım eden NOROBALANCE ilk hafta akşamları iki kapsül sonrasında, tek kapsül kullanılarak devam edilir.
    • İnflamatuar sitokinlere bağlı dopamin salınımı azalır. TNFalfa, İL1B, İL6, İFgama hipotalamusta dopamin üretimini baskılar. (Şeker hastalığı genellikle nedendir. Tedavi sonrası cinsel istek normalleşir.)
    • B vitamin eksiklikleri: B6, Folat. Minerallerden Magnezyum, Demir. (Bunların hepsini içeren VİTAMİNOBALANCE bir ay her gün, ikinci ve üçüncü aylar gün aşırı kullanılmalı.)
    • Barsak flora bozukluğu. Tıpkı serotonin hormonu gibi dopaminin önemli bir bölümünün kaynağı barsaklardır. (VİTAMİNOBALANCE oksidatif stresi azaltarak barsak mikrobiyatasını düzeltir.)
    • Sürekli Aşırı Dopaminerjik aktivite: Şekerli ve unlu gıdaların sürekli tüketimi, sosyal medya ve oyun bağımlılığında ve ya kokain gibi uyuşturucuların kullanımı (kokain, amfetamin-ritalin ve metamfetamin, Ecstasy-serotoninle birlikte, Opioid grubu morfin, eroin, fentanil-dopamin salınımını engelleyen nöronları uyararak), Nikotin ve Esrar…) beynin çok hassas dopamin salgılanma sistemine zarar verir ve bağımlılık yapması ile tekrarlayan kullanım sonucu beynin bu fonksiyonunu tamamen bozabilir. Aşırı miktarda dopaminlere yanıt olarak reseptörlerinde downregulasyon oluşur. Bir müddet sonra sıradan davranışlardan zevk alınamaması ortaya çıkar. İlerleyen dönemde dopamin düzeyi de düşer. İlk kullanımda keyif verse de kısa sürede geriye gelmesi çok zor olan cinsel isteksizliğe neden olabilir.
    • Huzursuz bacak ve parkinsonda da dopamin yetersizliğine bağlı cinsel istek azalmıştır.

    Dopamin Düşüklüğünde Tedavi

    Tedavide Parkinson ilaçları olarak da bilinen dopamin agonistleri (kabergolin-dostinex ve ya bromokriptin-parlodel) sık kullanılır ancak yukarıda apomorfin için anlattığımız nedenlerden dolayı, vücudun hormonal sistemine ve özellikle norotransmitter ağına ilaçla müdahale etmek yerine, tedavi prensibi vücudun dengelemesini sağlamak olmalıdır.

    Tedavi öncelikle nedene yönelik olmalıdır. Şeker hastalığına bağlı vücut inflamasyonu yüksekse şeker hastalığı tedavisi yapıyoruz.

    Şeker hastalığı olmadığı halde dopamin düşükse;

    • NOROBALANCE akşamları iki kapsül kullanımını (uyku ve stres yönetimi için. Burada profesyonel olarak elektroakupunktur, elektrohomeopati çok etkilidir. Evde ise uykunun yeterli süre ve derinlikte sağlanması ile norotransmitter dengesinin sağlanması amacıyla NOROBALANCE’ın kullanımını tavsiye ediyoruz. Ayrıca glisemik indeksi yüksek gıda tüketimi, kokain ve internet gibi bağımlılıklardan kurtulmak amacıyla yoksunluk dönemi etkilerini azaltabilmek için de NOROBALANCE kullanımını öneriyoruz.)
    • VİTAMİNOBALANCE iki aylık kullanımını öneriyoruz. (İnflamatuar maddelerin detoksifikasyonu, vitamin ve mineral eksikliği ve barsak florasının düzelmesini desteklemesi için.)

    D) Testosteron Eksikliği ve Cinsel İsteksizlik

    Gelelim cinsel istekten başlayarak ereksiyonun tüm basamaklarını ve hatta erkeğin tüm hayatını etkileyen hormon olan testosterona. Hipotalamus arkuat nukleusundan salınan GnRH 12-14 yaşına kadar baskılanmıştır. Bu yaştan sonra artar ve ön hipofizden LH ve FSH hormonlarını salgılatır. Pulsatil olarak 2-3 saatte bir 2-3 dakika salınır. Aynı ritim LH hormonunda da görülür ve salınım döngüleri paraleldir. LH ise testiste Leydig hücrelerinden testosteron üretimini sağlar.

    Testosteronu burada biraz daha detaylı inceleyelim.

    Erkeklerde üretilen testosteronun çoğu %95 testiste Leydig hücrelerinden üretilir. Testosteron, DHT (dihidrotestosteron), androsteron vücutta en yüksek miktarda bulunan formlarıdır. %5’i de surrenal bezde üretilir. Bayanlardaki surrenal bezden salgılanan testosteron ile koltuk altı ve suprapubik kıllanma olur. (Erkeklerde de karaciğer ve testis-sertoli hücrelerinden östrojen salgılanır. Miktar olarak kadınlardakinin %20’sinden daha az olarak. Ayrıca erkeklerde testosteron yağ hücrelerinde aromataz ile östrojene dönüşebilmektedir.)

    Testosteron steroid yapısında bir hormondur; yani kolesterolden ve asetil CoA’dan üretilir. %97 bağlı halde (albümin ve SHBG’ye), %3’ü serbest haldedir. Salındıktan sonra dolaşımda birkaç saatte etkisini gösterir ve ya ortadan kaldırılır. Hedef dokuda genelde daha etkin form olan dehidrotestosterona 5alfa redüktaz enzimi ile dönüştürülür.

    Anne rahminde tüm erkeklerde kadın fenotipi üzerine gelişirken, testosteron varlığında penis, skrotum ve testisler oluşur. Özellikle HCGT (human chorionik gonadotropin) etkisiyle fetüs testislerinden üretilen testosteronun üretimi doğum ile büyük oranda sonlanır.

    Testosteron 12-14 Yaşından Sonra Tekrar Üretilmeye Başlanarak Neler Yapar?

    Cinsel aktivite döngüsünün her basamağına girer:

    • Cinsel isteğin baş aktörü
    • Ereksiyonun oluşumunda penil kanlanmada etkisi vardır
    • Orgazmda etkilidir. Testosteron eksikliğinde emisyonu sağlayan başta seminal vezikül atrofiye olur. Prostat sıvısı ve sperm sayısı azalır.
    • Genital organları büyütür. Penis, testisleri, skrotumu, prostat ve seminal vezikülü yaklaşık 8 kat büyütür. Bu artan hacmin devamlılığını da sağlar.
    • Pubik kıllanma (göğüs, sırt, linea alba, bacak kıllanma), yüzde kıllanma, baş bölgesinde saç dökülmesi.

    Fertiliteyi etkiler:

    Sertoli hücrelerini uyararak sperm oluşumunu destekler.

    Duygu durum ve kognitif beceriler üzerinde etkisi vardır:

    Eksikliğinde anhedoni (yaşam zevkinde azalma) oluşur. Düşünme ve hafıza üzerinde de etkisi vardır.

    Protein sentez ve depolaması özelliği ile tüm vücudu etkiler:

    • Kas oluşumu erkeklerde kadınlardan %50 daha fazladır.
    • Kemik matriksi oluşumu ve kalsiyum tutumu. Kemik kalınlığını sağlar.
    • Eritrosit sayısı hastane referans aralıklarına baktığımızda kadınlara göre %20 civarında daha yüksektir.
    • Cildi kalınlaştırır ve cilt altı yağ salgısını artırarak akne oluşumlarına neden olur.
    • Larinx mukoza kalınlaşması-hipertrofisi ile ses kalınlaşması.
    • Enzimleri oluşturarak metabolizmayı %10-15 oranında artırır.

    Testosteron Neden Azalır?

    • Yaş: Klimakteryum normalde 40’lı yaşlardan sonra başlayan dönem olarak kabul edilse de, 30’lu yaşların başlarında testosteron miktarı azalmaya başlar ve 50’li yaşlardan sonra bu düşüş hızlanır.
    • Stres ve kortizol: Yoğun stres, tıpkı bayanlarda hipotalamo-hipofizer aksta bozulma yaparak östrojen üretimi üzerinden adet düzensizliği oluşturduğu gibi, erkeklerde de testosteron salınımını baskılayabilir. Başta stres durumunun normalleşmesi ve kortizolün hipotalamus üzerindeki baskısını ortadan kaldırmak amaçlı NOROBALANCE kullanımını öneriyoruz. İlk hafta her akşam iki kapsül, sonraki günler tek kapsül olarak.
    • İnflamasyon: Dünyaya adım atmadan anne rahminde toksinlere maruz kalmaya başlıyoruz ve annenin bir miktar toksinini alarak dünyaya geliyoruz. Bundan sonra da her geçen gün vücudumuza eklenen toksinler inflamasyon oluşumuna neden oluyor. (Kilo alımından şeker hastalığına ve kansere kadar bir çok hastalığa da neden olur.)
      • İnflamatuar sitokinler; direkt hipotalamustan GnRH salınımını azaltır. (Ayrıca inflamasyon varlığında TRH, GHRH ve dopamin salınımı azalır.)
      • İnflamasyon nedenli oksidatif stres; testiste testosteron yapımını engeller. (Oksidatif stresin protein harabiyetiyle gen ekspresyonunu baskılaması ve post translasyonel enzim aktivitesini bozması nedenli. Enerji üretimini azaltarak sentez için gerekli ATP miktarı karşılanamaz. Oksidatif stresin organizmayı anaerobik solunuma yönlendirmesiyle asidoz oluşur ve dolaşımı engellediği için metabolik toksinler uzaklaşamaz. Bunlar da sentez enzimlerinin çalışmasını olumsuz etkileyen bir başka faktördür. Dolaşım bozulmasına bağlı testise gerekli aminoasit ve vitaminler de daha az ulaşır.) İnflamatuar toksinlerin vücuttan atılmaları için VİTAMİNOBALANCE’ın kullanılmasını tavsiye ediyoruz.
    • Vitamin-mineral eksiklikleri: Özellikle B vitamin kompleksi ve mineraller eksikliğinde metabolik aktivite azalır. Bu vitamin ve minerallerin replasmanı için VİTAMİNOBALANCE kullanımını öneriyoruz.
    • Hipo-hipertiroidi: Özellikle hipotiroidi durumunda metabolizma yavaşlamasına bağlı testosteron üretimi azalırken hipertiroidide ise SHBG artarak aktif form olan serbest testosteron miktarı azalarak testosteron işlevi azalır.
    • Yağlanma: Vücutta artmış yağlanma ile aromataz enzimi dolayısı ile testosteron hormonu östrojene dönüştürülerek testosteron miktarı azalır. Tedavi olarak kilo verilerek erkeklerde bel çevresi 94 cm altına düşürülmesi önerilir.

    E) Psikolojik Nedenler ve Geçmiş Cinsel Başarısızlık

    Cinsel isteksizlik nedenlerinden çok sık rastlanan ancak göz ardı edilebilen bir konu da erkeğin daha önce yaşadığı bir cinsel başarısızlık öyküsüdür. Cinsel başarısızlık bir erkek için en büyük travmalardan biridir ve vücut bilinç dışı olarak olası bir travmayı tekrar yaşamaması için cinselliğe kalkışmasını istemez ve bunun için cinsel isteksizlik oluşturabilir.

    Bilinç dışı olarak kastrasyon fobisi, yoğun anksiyete durumları ve ya çocuk sahibi olma korkusu da cinsel isteksizlik oluşturabilir.

    Genel olarak hipogonadizm denilen vücutta testosteron üretimi azaldığında tedavi olarak testosteron hormon replasmanı öncesinde altta yatan nedenlerin ortadan kaldırılması gerekir. Böylece zaten kendiliğinden vücutta testosteron üretimi artmasının yanısıra replasman edilecek testosteron miktarı ve yan etkileri azalır.

    Doğal testosteron üretimini kas gerim egzersizleri artırır. (Kas kitlesi ile testosteron arasında “yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan çıkar” benzeri bir ilişki vardır.)

    Sık Sorulan Sorular (SSS)

    Cinsel isteksizlik neden olur?

    Cinsel isteksizlik; hormonal dengesizlikler (testosteron, dopamin, serotonin eksikliği), uyku bozuklukları, depresyon, kronik stres, inflamasyon, vitamin-mineral eksiklikleri, obezite, tiroid hastalıkları ve psikolojik travmalar gibi pek çok farklı nedene bağlı olarak gelişebilir.

    Testosteron düşüklüğü cinsel isteksizliğe neden olur mu?

    Evet. Testosteron, cinsel isteğin baş aktörüdür. Düşük testosteron (hipogonadizm) durumunda libido belirgin şekilde azalır, ereksiyonda güçlük yaşanabilir ve genel yaşam enerjisi düşer. 30’lu yaşlardan itibaren başlayan bu düşüş, 50 yaş sonrasında hızlanır.

    Antidepresanlar cinsel isteksizlik yapar mı?

    Evet. Özellikle SSRI ve SNRI grubu antidepresanlar, uzun süreli kullanımda cinsel isteği ve ereksiyon kalitesini olumsuz etkileyebilir. Bu durumda ilaç değişikliği veya destekleyici tedaviler konusunda doktorunuzla görüşmeniz önerilir.

    Dopamin eksikliği cinsel isteği etkiler mi?

    Evet. Hipotalamustan salgılanan dopamin hormonu cinsel istek üzerinden uyarılmayı başlatır ve ereksiyon sürecinde kritik rol oynar. Stres, uykusuzluk, bağımlılıklar ve inflamatuar durumlar dopamin düzeyini olumsuz etkileyerek cinsel isteksizliğe yol açabilir.

    Uykusuzluk cinsel isteği azaltır mı?

    Evet. Pineal bez (epifiz bezi) hem uyku hem de cinsel istek düzenlemesinde görev alır. Uykusuzluk, bu iki işlevi de olumsuz etkiler. Ayrıca melatonin takviyesi de ön hipofizden salgılanan cinsel istek hormonlarını baskılayabilir.

  • Penis Sertleşmesi Nasıl Oluşur? Ereksiyon Fizyolojisi ve Kan Akımı

    Penis Sertleşmesi Nasıl Oluşur? Ereksiyonun Fizyolojik Mekanizması

    Penis sertleşmesi nasıl oluşur sorusu, hem sağlıklı bir cinsel yaşamı hem de sertleşme sorunlarının altında yatan nedenleri anlamak açısından son derece önemlidir. Ereksiyon, basit bir mekanik olay değil; sinir sistemi, damar yapısı, hormonlar ve kas dokusu arasında milisaniyeler içinde gerçekleşen kusursuz bir orkestrasyon sonucudur. Bu yazıda, cinsel uyarılmadan rijit ereksiyona kadar olan süreci adım adım, bilimsel temelleriyle birlikte ele alacağız.

    Cinsel Uyarılma ile Ereksiyonun Başlaması

    Cinsel arzu sonrası başlayan cinsel psişik düşünceler, kadın bedenini hissetme (görme, dokunma) veya penil (pudental alan) taktil uyarılar sonrası beyinden ya da direkt refleksif olarak omurilikten penise bazı nöronların elektriksel aktivitesi ilerler. Bu nöronlar peniste ereksiyonun oluşması için kan akım hızını artırır. Bunu, penis atardamarlarında ve trabeküler sinüsler içerisindeki düz kasları gevşeterek yapar.

    Nitrik Oksit (NO) Mekanizması

    Penise gelen nöron içerisindeki elektriksel ileti ile, nöronun son uç kısmından arjinin amino asitinden sitrülin amino asitine dönüşümü sağlayan nitrik oksit sentaz enzimi aktiflenir ve beraberinde NO (Nitrik Oksit) açığa çıkar. NO ise penis içindeki damarların gevşemesini sağlayan enzimleri aktifleştirir.

    Diğer taraftan aynı anda bir başka nöron grubundan salınan asetilkolin de, peniste kasılarak kan akım hızını azaltan norepinefrin salınımını azaltır.

    Parasempatik ve Sempatik Sinirlerin Rolü

    Bu nöronlar penise leğen kemiği içinden sakral 2-4 bölgesinden (kuyruk sokumunun yaklaşık iki parmak üstünden başlayıp takip eden üç-dört parmak genişliğindeki alandan) çıkan parasempatik nöronlardır. Kavernöz arter boyunca kavernöz sinire katılarak uzanır. Ancak bel bölgesinden de dallar alır bu sinir.

    Önemli klinik bilgi: Bel fıtıklarında bu sinir dallarındaki sıkışmalar ile ereksiyon emri zayıflayarak ereksiyon kapasitesinde azalma olur.

    Norepinefrin salgılayan sinirler (nöronlar) başka yerden gelir penise. Sempatik karakterde olarak ifade edilen bu sinirler belden çok daha üstten gelir (Torakal 12 – Lumbal 2 omurları arasından çıkıp hipogastrik pleksustan yine kavernöz nörona katılarak penis içerisine uzanırlar).

    Gaz ve Fren Benzetmesi

    Parasempatik sinirler arabanın gazı, sempatik sinirler freni gibidir. Tekrar gruplayarak anlatmak gerekirse parasempatik sinirler iki tiptir:

    • Kolinerjikler: Asetilkolin salgılar. Ereksiyonda sadece dolaylı ve sınırlı etkisi vardır. Etkisini sempatik sistemi inhibe ederek gösterir. Ayrıca ilk kan akımı başladıktan sonra, endotel tabakasında kas gevşetici nitrik oksit salgılanmasında bir miktar etkisi vardır.
    • Non-adrenerjik Non-kolinerjik (NANC) sinir uçları: Nitrik oksit ve Vazoaktif İntestinal Peptit (VIP) salgılanır. Burada ereksiyon için kan akımını başlatan nitrik oksittir.

    Peniste kan akım hızı belli bir seviyeye çıkınca gerim etkisi ile (artık nörondan gelen nitrik oksite ihtiyaç kalmadan) endotelden de NO salgılanıp bu molekül de komşu media tabakasındaki kasta gevşemeyi sağlayan mekanizmayı aktifleştirerek penil kan akım hızının devamı sağlanır.

    Penis sertleşmesinin miktarını belirleyen, penis içi kan basıncı miktarıdır. Kan basıncını artıran en önemli etken bu yol ile artan penis kan akım hızıdır.

    Penis İçi Kan Akımı Nasıl Artar?

    Penis içi damar yapının media tabakasında düz kaslar vardır ve bu düz kasların NO ile gevşemesi ile penise gelen kan akım hızı artar. Peki damarın gevşemesi ile kan akımı nasıl artar?

    Şunu itiraf etmeliyim ki uzun yıllar vücudun dokularındaki kan akım hızını belirleyen en önemli neden olarak kalbin pompalama gücü sanıyordum; ancak damar çapının bundan çok daha fazla önemli olduğunu daha sonraları öğrendim.

    İşte tüm vücudumuzda doku seviyesinde kan akım hızını (Q’yu) belirleyen formül:

    Q = P × r⁴ / (l × n)

    Bu formül anlaşıldığında penis kan akım hızını -dolayısıyla sertleşme performansını- belirleyen parametreleri ve daha da önemlisi önem derecelerini kavramış olacağız.

    P (Pressure) – Kalbin Gönderdiği Kan Basıncı

    Cinsel uyarı ile nabız ve atım hacmi bir miktar artar. Bu da bazal basıncın bir miktar daha artmasını sağlar. Ancak asıl itici güç buradaki bazal basınç miktarıdır. Sempatik aktivitenin hakimiyetiyle kan basıncı artmasına rağmen ereksiyonun bozulması, buradaki basınç artışının çok büyük bir önemi olmadığını gösterir.

    Buradan anlaşılan bir başka nokta da: kalbin atım gücünün düştüğü durumlarda (örneğin geçirilmiş bir kalp krizine bağlı) buna bağlı sertleşme azalabilir. Bu da bazal kan basıncının ne kadar önemli olduğunu gösterir.

    r (Radius) – Damar Çapı: En Kritik Parametre

    Burada “r” damar çapıdır. Damarın çapının 4. kuvveti ile orantılı penise kan gelir. Çapın kan akım hızını ne kadar çok etkilediğini buradan anlayabiliriz.

    Örneğin 700 mikron çapı olan kavernöz arter, ereksiyon için uyarılınca çapı 1100 mikrona çıkar ve içinden geçen kan akım hızı yaklaşık 6 kat artmış olur. Damardaki kasların gevşemesi sonucu çapı sadece %50 genişleyince, içinden geçen kan akım hızı 6 kat artıyor.

    Dinlenme sırasında gelen kan akımı 7-8 cm/sn iken bir anda kan akım hızı 42-48 cm/sn’ye çıkmış olur. Bu artan kan akım hızı, oluşturduğu basınç artışı ile son kısım olan trabeküler sinüsleri genişletir.

    Tunika Albuginea’nın Rolü

    Ancak dışarıda bulunan tunika albuginea‘nın sınırlaması ile genişleme durup basınç artarak sertleşme başlar. Yani tunika albuginea olmasa penise kan akımı artınca, penis bir balon gibi şişerdi ancak balon gibi de yumuşak bir organ olurdu. Tunika albuginea, genişleyen hacmi sınırlandırarak penis içi sıvı basıncının artmasına ve sertlik oluşmasını sağlar.

    n (Viskozite) – Kan Akışkanlığı

    Bu formülde bir diğer önemli parametre de “n” yani viskozitedir. Penil kan akım hızının azalmasında büyük önemi vardır. Viskozite kan akışkanlığıdır; daha doğrusu “durağanlığıdır”. Yani viskozite artınca kan daha pelte-balımsı hale gelerek kan akışkanlığı azalır.

    Kan akışkanlığını azaltan en önemli neden de inflamasyondur. Kanın yaklaşık yarısından fazlasını eritrositler oluşturur. Kalan yarısı da sudan ibarettir. İnflamasyon ile eritrositler daha agregan (birbirine yakın ve pıhtımsı) ve daha az fleksibl olurlar. Bu da kan akışını çok etkiler.

    Tatil Örneği: Tatilde akşama kadar deniz kenarında veya havuzda sıcak altında vücut dehidrate kalır. Sırt yanmış, sürekli vaporizasyon ile sıvı kaybı artarak devam eder gün boyunca ve birinci derece yanıkla inflamasyon ile serbest radikal miktarı artar. Suya girip çıkıyor; ıslanıp soğumalar ile veya akşam otelde çarpan klima ile de biraz rinit veya farenjit ile inflamasyon daha da artar. Akşama kadar kola, çay, kahve, sigara tüketimi de tatilcilerde sıktır. Dehidratasyon + inflamasyon ile serbest radikal artımı viskoziteyi de artırarak kan akım hızını azaltır. Aslında sağlıklı olduğu halde cinsel başarısızlık yaşanması bu durumlarda sıktır.

    Kafein, teofilin, nikotin gibi maddeler sempatik sistem aktivasyonu ile penil kan akımını azaltırlar.

    l (Length) – Penis Uzunluğu

    Formüldeki “l – length” parametresi biraz daha şaşırtacaktır. Uzun organlarda kan akım hızının azaldığını gösterir.

    Bunu kendi yaklaşık 15 yıllık klinik tecrübemle de teyit edebilirim ki: penis boyu uzun erkekler, orta veya kısa penis boyuna sahip erkeklere göre daha erken yaşta sertleşme sorunu yaşamaya başlıyorlar.

    Ereksiyonun Aşamaları

    Penise kan akışının artmasıyla ereksiyonun oluşmaya başlamasının çeşitli bölümleri vardır:

    • Latent Dönem: Cinsel uyarım ile peniste artmaya başlayan kan akım hızı, dinlenme durumundaki 7-9 cm/sn’den yaklaşık 15 cm/sn’ye ulaşır. Buraya kadar önemli genişleme görülmez, basınç artmaz – sabittir.
    • Tümesens Dönem: Kan akım hızı 15-20 cm/sn üzerine ulaştığında penis dolgunlaşmaya başlar ve basınç da artmaya başlar. Yaklaşık 25-30 cm/sn’ye kadar süren bu aşamada penis hacminde belirgin artış olur.
    • Full Ereksiyon: Kan akım hızı 30-35 cm/sn üzerinde ise tüm hacim dolu halde ve penis sertleşmiştir. Burada penisteki sertliğin miktarını belirleyen, penis kan akım hızının ötesinde penis iç basınç miktarıdır. Basınç artık 100 cm H₂O‘dur.
    • Rijit Ereksiyon: Kan akım hızının daha da artması, tunika albuginea dışındaki Buck fasyasının pelvik taban kasları ile refleksif veya istemli çekilmesi sonucu penis içinde oluşan basınç yaklaşık iki katına –200 cm H₂O üzerine– çıkar.

    Penis Sertliğini Belirleyen 7 Temel Etken

    1. Nöron Sağlığı ve NO Salınımı

    Beyinde cinsel istek sonrası cinsel psişik düşünceler, görsel ve dokunsal uyarımlar veya lokal taktil impulslar ile başlayan cinsel uyarım sonrası parasempatik nörondan salgılanan NO miktarı kan akımını başlatır. Ne kadar fazla istek ve/veya uyarım varsa o kadar fazla NO salgılanır.

    Bel fıtığı, prostat cerrahisi veya diyabetik nöropati ile hasarlı bir nörondan NO salınımı daha az olacaktır.

    2. Endotel Sağlığı

    Nöronlardan başlattığı NO salınımının devamını damarların iç yüzeyini kaplayan endotel yapar. Sigara, serbest radikaller ve AGE’ler (Advanced Glycation End-products) endotel hasarı yaparak kan akımını azaltır. Serbest radikaller endotel hasarı dışında NO ile reaksiyona girip peroksinitrite dönüşerek nitrik oksit miktarını da azaltır.

    3. Ateroskleroz (Damar Sertliği)

    Atardamarın daralan bölümleri kan akım hızını düşürecektir. Metabolik sendrom ile ilişkilidir. Ateroskleroz riskini düşürmek için ideal değerler:

    • Bel çevresi 102 cm altında (ideal: 94 cm altı)
    • Açlık kan şekeri 100 mg/dl altında – şeker hastası olmamak
    • Trigliserit (TG): 150 altında, HDL: 50 üzerinde
    • Ayçiçek, mısırözü, margarin ve kızartma tüketmemek
    • Hipertansiyon 130/85 altında
    • Sigara içmemek

    Bu kişilerde ateroskleroz oluşumu yaşıtlarına göre daha azdır.

    4. Arteriyel Stiffness (Damar Sertliği)

    Media bölümündeki düz kasların atrofiye olması ve elastin-retiküler liflerin fibrinleşip kalsifiye olması ve kollajenizasyon durumu varsa, arterlerin hem çaplarını daraltarak hem de arterlerin gevşemesini engelleyecektir. Arteriyel stiffness denilen bu durum ilerleyen yaş, oksidatif stres (diyabet, koroner hastalık), sigara ve kötü beslenme ile oluşur.

    5. Kan Viskozitesi

    Kanın viskozitesinin kan akım hızı üzerinde önemli etkisi olduğunu yukarıda anlattık. Yeterli su tüketimi ve antiinflamatuar yaşam tarzı bu açıdan kritiktir.

    6. Venöz Kaçış (Kavernozal Yetersizlik)

    Penis cisminin genişlemesi ve sertleşmesi için, kavernöz dokunun kan akımının dönüşe geçtiği subtunikal venöz pleksusu, tunika albuginea ile arasına alıp sıkıştırması gerekir. Burada trabeküler düzeyde arteriyel stiffness; yani düz kas elastin-retiküler lif atrofisi, buna karşın kalsifiye fibröz ve kollajen liflerin artışı ile trabeküllerin genişleme kabiliyeti azalabilir. Venöz kaçış denilen patoloji de burasıyla ilgilidir. Yaş, diyabet, sigara, kötü beslenme ve hareketsizlik ile daha erken yaşlarda ortaya çıkar.

    7. Pelvik Taban Kasları

    Pelvik taban kaslarının özellikle yüzeyellerin otonom refleksif ve istemli artırılabilen kontraksiyonları, kavernöz cisim içi basıncın artmasını da sağlar.

    Pelvik taban kasları 2 derin ve 4 yüzeyel kastan oluşur:

    • Derin kaslar:
      • Levator ani: Üç kısımdan oluşur. En önemlisi pubokoksigeustur. Diğerleri puborektalis (dışkı tutma) ve iliokoksigeus (destek) sağlar.
      • İskiokoksigeus
    • Yüzeyel kaslar:
      • Eksternal anal sfinkter
      • Süperfisiel transvers perineal kas
      • Bulbospongiosus (daha çok ejakülasyonda etkili)
      • İskiokavernöz (rijit ereksiyonda etkili)

    Beslenme ve Takviyelerin Önemi

    Beyinden ve omurilikten başlayıp nöronlardaki iletimde, NO salınımında ve düz kas gevşemesinde mutlaka gerekli olan vitamin ve mineraller vardır:

    • B vitamin kompleksleri
    • Mineraller: Magnezyum, selenyum, krom, çinko, iyot
    • Amino asitler: Arjinin, sitrülin (NO sentezi için), glisin + arjinin + metionin (kreatinin sentezi için)

    Bunlar sağlıklı beslenme ile alınmazsa ereksiyon miktarı azalır. VitaminoBALANCE ile bu bölümde gerekli olan tüm vitamin ve mineralleri replase edebiliyoruz. Ayrıca VitaminoBALANCE’taki antiinflamatuar ve antioksidanlar da hem testosteron üretimi hem de kan viskozitesinin normalleşmesini sağlar. Endotel hasarının onarımına yardımcı olur ve aterosklerotik plak ödemini azaltır.

    Normal Ereksiyon Süresi ve Erken Boşalma

    Orgazm öncesi merak edilen bir başka soru da erken boşalma yönünden normal bir ereksiyon süresinin ne kadar olduğudur. Burada net bir tanım olmazken eşlerin tatmin oldukları zamana kadar sertliğin devam etmesi istenir.

    Genel kabul gören görüş: penetrasyondan erkeğin orgazmına kadar geçen süre İVLT (intra vaginal latency time) 3 dakikadan kısa ise erken boşalma olarak kabul edilir. Hastalardan aldığımız geri bildirimlere göre bu sürenin 5 dk üzeri olması iyi, 7 dk üzeri olması çok iyi bir süre olarak kabul ediliyor.

    Erken Boşalma da Bir Sertleşme Sorunudur

    Aslında erken boşalma da bir çeşit sertleşme sorunudur. Boşalma sonrası erkeğin ereksiyonu sonlandığı için ilişki de yarıda kalmış olur. İki tipi vardır:

    • Primer (birincil) erken boşalma: Cinsel hayatın başından beri vardır. Neden genellikle posttravmatik stres bozukluğu (genelde psikolojik veya fiziksel istismar) ile gelişen anksiyetik yapı ve/veya penisin aşırı hassasiyetiyle ilişkilidir.
    • Sekonder (ikincil) prematüre ejakülasyon: Sertleşme sorunuyla kliniğimize gelen hastaların %70’inde beraberinde ortaya çıkmıştır (sertleşme sorunu oluşmadan birkaç yıl önce başlar genellikle). Sonradan oluşan tiptir. Nedeni penil kan akımının azalması ve/veya pelvik taban kaslarının güçsüzlüğüdür.

    Sonuç

    Penis sertleşmesi nasıl oluşur sorusunun cevabı, sinir sistemi, damar sağlığı, hormonlar, kas dokusu ve psikolojinin bir araya gelerek oluşturduğu kompleks bir orkestrayı işaret eder. Ereksiyon, sadece bir cinsel performans göstergesi değil, aynı zamanda damar ve genel sağlığın bir aynasıdır. Sertleşme sorunu yaşayan bir erkek, sıklıkla altta yatan kardiyovasküler, metabolik veya nörolojik bir durumun erken sinyalini almaktadır.

    Bu nedenle ereksiyon problemi yaşayan her hastanın bütüncül olarak değerlendirilmesi şarttır. 15 yılı aşan klinik deneyimimiz ile organik nedenlerden psikojenik etkenlere, beslenme desteğinden penil rejenerasyon tedavilerine kadar her aşamada size yardımcı olmaktan mutluluk duyarız.

    Detaylı muayene ve kişiye özel tedavi planı için kliniğimizle iletişime geçebilirsiniz.


    Bu yazı, Dr. Ömer Bircan’ın klinik deneyimine dayalı bilgilendirme amaçlıdır. Kişisel sağlık durumunuz için mutlaka bir uzmana danışınız.

  • Sertleşme Sorunu ve Psikolojik Nedenler: Eşlerin Cinsel İlişkide Doğru Tutum ve Davranışları

    Sertleşmede Kadın ve Erkeğin Psikolojik ve Davranışsal Rolleri

    Ereksiyonda istekten uyarıma geçerken ve uyarımın devamı sırasında, eşlerin yapmış olduğu bazı psikolojik tutum ve davranış hatalarına bağlı sertleşme sorunu psikolojik nedenlere dayalı olarak gerçekleşebilmektedir. Özellikle genç çiftler arasında deneyimsizlik nedeniyle sık görülebilen durumlardır bunlar. Sadece ereksiyonun fizyolojik gerekleri konusunda yeterli bilgi sahibi olunmamasından kaynaklı yaşanılan başarısız cinsel ilişkiler bir süre sonra performans anksiyetesi oluşturarak sorunu daha karmaşık hale getirir.

    Profesyonel bir tedavi için muayene olduklarında, öncelikle organik yönden değerlendirilen erkek, penil doppler ve kan testleri sonucunda sorun saptanmayarak sorunun “psikolojik” olduğu bildirilir ve psikiyatri veya psikolog kliniklerine yönlendirilir. Ancak bu alanda yeterli profesyonellerin olmaması, hastaların muayene sırasında sınırlı zaman nedeniyle detaylı dinlenilememesi ve mahrem bir durum olması sebebiyle de hastanın kendisini detaylı ifade edememesi sonucu, temelde yatan psikolojik tutum ve/veya davranış sorunu kolay tespit edilemez.

    Bu süreç içerisinde de klinik klinik gezen hastalar maalesef gereksiz bir takım organik tedaviler (ESWT, PRP gibi penil rejeneratif uygulamalar) alarak herhangi bir fayda görmezler. Maddi kayıp ve zaman kaybı yanı sıra tedavi umutları da azalır ve aynı zamanda bu süreçte evlilik birlikteliği de hasar alabilmektedir. Bu yüzden bu konuda kendilerine yardımcı olabilecek profesyonel bir klinik bulamayacakları ve ne yazık ki çoğu zaman da gereksiz ve faydasız tedavilerle maddi ve manevi yıpranacakları için, bu konunun eşler tarafından iyi anlaşılarak bu girdaptan kendilerinin çıkması gerekmektedir.

    Ereksiyon bozukluğu konusunda 15 yılı aşmış tecrübemizle en deneyimli kliniklerden biri olmamızın yanı sıra, aynı zamanda hastalığın tedavisinde penil rejenerasyon dışında elektroakupunktur ve homeopati ile performans anksiyetesi gibi ereksiyonun psikojenik yönüne de müdahale edebilen en kapsamlı kliniklerden biri olmamıza rağmen, cinsel ilişkinin aşağıda anlatacağımız yönleriyle ilgili oluşan sorunlara müdahalemiz çok kısıtlı olmaktadır.

    Eşler sağlıklı bir cinsel hayat için gerekli olan başarılı ereksiyonu sağlayabilmek için, her iki tarafın yapmak zorunda olduğu doğru cinsel psikolojik yaklaşım ve davranışları iyi kavrayarak öğrenmeli ve bunları cinsel hayatlarına aktarmalıdırlar.

    Cinsel İstek ve Uyarımda Fizyolojik Süreç

    Bu bölümde öncelikle cinsel istek ve uyarımda fizyolojik olarak nasıl bir psikolojik tutum ve davranışların gerektiğini anlatıp daha sonra erkek ve kadın için tekrar ayrı ayrı yapılması gerekenleri anlatacağız.

    1. Cinsel İlişkide Erkek Aktif, Kadın Pasif Konumdadır

    Cinsel birliktelik için erkeğin flask haldeki penisinin cinsel arzuyu takiben uyarılarak erekte olması şarttır ve bu ereksiyonun ilişki sırasında korunması gerekir. Ancak kadının ilişkiye girebilmesi için uyarılmış olması şart değildir. Kadın için istek, arzu ve uyarım olmasa da bir cinsel ilişkiye başlanabilir ve genellikle ilişki sırasında uyarılması durumunda istek ve uyarım hızla başlayabilir.

    Bir kadın eşiyle kafası karışık, yorgun veya stresli bir günde dahi yeterli uyarım olmadan da cinsel ilişkiye girebilir. Ancak erkek için bu söz konusu değildir. Erkek yeterince arzulayıp yine yeterince cinsel uyarıldıktan sonra sertleşmeyi sağlar. Cinsel uyarım da sürdüğü müddetçe orgazm zamanına kadar sertlik devam eder.

    Bu sebeple cinsel ilişki erkeğin istek duyduğu zaman yapılmalıdır, cinsel ilişkiye erkek başlamalıdır. Eğer erkek stres, uykusuzluk veya depresif bir dönemde olup yeterli cinsel arzu taşımıyorsa uyarılması güçleşir. Bu durumda ilişkiye girmeye kalkışırsa ereksiyon sağlayamaz veya ilişki esnasında ereksiyonu kaybedebilecektir.

    Önemli Mit: Erkekler için “sağlıklı bir erkek her zaman cinsel istek duyar ve ereksiyon için hazırdır” yanlış miti vardır. Bu yüzden bazı kadınlar cinsel istek duyduklarında direkt eşiyle sevişmeye başlayarak veya çeşitli özel kıyafetlerini giyerek eşlerini cinsel ilişkiye çağırarak ilişkiyi başlatan taraf olabilmektedirler. Ancak erkekler de eşlerinden gelen bir ilişki teklifini, kendisinde yeterli istek olmasa da genellikle kendisini “yetersiz hissetmemek” için geri çeviremezler.

    Bunun neticesinde de erkek ereksiyon olamayabilir veya ilişki esnasında sertliğini kaybederek önemli bir psikolojik travma oluşturabilen başarısız bir ilişki deneyimi yaşayabilmektedir.

    Yine bu sebeple ilk ilişkiden sonraki refrakter (cevapsız) dönemde, ikinci ve üçüncü ilişkiler öncesi erkek tekrar uyarılmaya hazır hale gelmeden ilişkiye girmeye çalışması, ereksiyon bozukluğuna neden olabilecek bir başka etkendir.

    2. Penetrasyona Geçmede Acele Edilmemelidir

    Yeterli süre cinsel uyarıya devam edilmelidir. Erkeğin cinsel uyarımı ile ereksiyonun oluşması için gerekli olan penil kan akım hızı artmaya başlar. Penil kan akım hızı ereksiyon için gerekli eşiği geçtikten sonra da ereksiyon gerçekleşmiş olsa da, henüz cinsel penetrasyona başlamadan önce belirli süre cinsel uyarılmaya devam edilerek kan akım hızının daha da artmasına müsaade edilmelidir. Upload zamanı gibi düşünülebilir.

    Çeşitli nedenlerle erkek veya kadın tarafından acele edilerek kısa sürede penetrasyon kurulması, ereksiyonun ilişki esnasında kaybolmasına neden olabilen bir başka önemli etkendir.

    3. Cinsel İlişkide Dominans ve Roller

    Cinsel ilişkiyi erkeğin domine etmesi, kadının da buna teslim olan-yönetilen taraf olmayı kabul etmesi gerekir. İlişkide kadın ve erkeğin çeşitli rolleri vardır ve her biri bu psikolojik tutum ve davranışlarda olmaktan haz alırlar. Erkeğin yeterli haz alarak ereksiyonu sağlaması için bu roller uygulanmalıdır.

    • Erkek: Bakmak, dokunmak, koklamak, eşinin sesini işitmekten haz alır.
    • Kadın: Beğenilmek, arzulanmak, bakılmak (teşhir), dokunulmak ve hatta eşi tarafından işitilmek ve kokusunun alınmasından haz duyar.

    Testosteronun etkisiyle erkek cinsel ilişki esnasında kontrolü elinde tutmaktan, güçlü, yöneten-hakim olarak cinsel ilişkiyi domine etmekten haz alır. Avcı, sosyal olarak cesur ve güçlü olmak, cinsel uyarılmasını destekler. Karşı tarafın bu özelliklerin tam tersine sahip olması erkeğin kendi rolünü kolaylaştırır.

    Kadın ise edilgen olarak yönetilmek ve teslim olmaktan (bondage) haz alır. Avlanan taraf olmak, eşinin karşısında zayıf ve güçsüz olmaktan hoşlanır. “Kadının erkeğe teslim olmak istediği tek yer yatak odasıdır” ifadesi bilinçli kadınlar arasında oldukça yaygındır.

    İktidarsızlık Kavramının Tarihsel Kökeni

    Ereksiyon bozukluğunun özellikle 1950 yıllarından önce patofizyolojisi yeterince bilinmediğinden dolayı altta yatan yaygın nedeninin vasküler dejenerasyon olduğu da bilinmemekteydi. (Bu yıllarda şeker hastalığı ve metabolik sendrom da fazla olmadığı için vasküler dejenerasyon da fazla değildi.)

    Bu bozukluğun sadece erkeğin psikolojik olarak eşi üzerinde hakimiyet kurmada yetersizliğinden kaynaklandığı düşünüldüğü için de sertleşme sorunu için “İmpotance” kelimesi kullanılırdı. Potance = güç, impotance ise cinsel güçsüzlük olarak ifade edilirdi. Dilimizde de karşılığı “iktidarsızlık”tı. İktidar, Arapçada kadr = güç kelimesinden gelir. İktidar, güçle yöneten; iktidarsızlık ise cinsel ilişki için erkeğin yeterli psikolojik güç sağlayamaması durumu olarak ifade edilirdi. Bu yüzden erkeğin ilişkiyi yöneten olması, kadının da buna direnmeyip teslim olan-yönetilen durumunda olması her iki eşe de haz verir.

    4. Erkek İlişki Sırasında Kendi Hazlarına Odaklanmalıdır

    Erkeklerin ilişki sırasında epifiz ve hipotalamik kökenli oluşan cinsel arzularıyla, akıllarına bazı cinsel düşünceler gelir. Bunlara fantezi de denilebilmektedir. Bu düşünceler, erkeğin yaptığında haz alacağını hissettiği davranışlardır. Bu davranışları uygulayıp gerçekleştirince haz alır ve uyarılması daha da artar. Sonra bir başka hoşlanacağını düşündüğü davranış aklına gelir. Bu kez de bunu yaptığında tekrar haz alarak uyarılır. Bu haz-uyarılma beslemesi ilişki boyunca sürmediği takdirde bir süre sonra ereksiyon mutlaka sonlanacaktır.

    Bu şekilde erkek ilişki esnasında tamamen kendi his ve hazlarına odaklanmalı, tamamen hazlarının peşinde olmalıdır ilişki esnasında. Kadının da buna müsaade etmesi ve hatta eşini cesaretlendirmesi çok önemlidir.

    Bazı erkekler özbenlik zayıflığından, kendisini eşine layık görmemesi veya eşini kendisinden statü olarak üstün görmesi nedenli ilişki esnasında eşinin haz almasını, kendi cinsel haz ve hislerinden daha fazla önemseyebilmektedir. Çoğu zaman da erkekler bunu hayatlarında ilk kez ilişki yaşayacakları eşlerine karşı kendilerini ispat çabasıyla da yapabilmektedir. Bu da ilişki sırasında haz-uyarım beslemesinin devam etmemesinden kaynaklı ereksiyon kaybı ile sonuçlanır.

    Erkeğin Ereksiyonu için Yapması Gereken Psikolojik Tutum ve Davranışlar

    1. Yeterli İstek Olmadığında “Hayır” Diyebilmek

    Yeterli cinsel istek duymadığında eşinden gelebilen bir ilişki teklifini geri çevirebilmeli, hayır diyebilmelidir. Kendisini bir miktar yetersiz hissettirebilir bu durum, ancak ilişkiye başlamasıyla büyük olasılıkla başarısız olacaktır ve bu başarısız ilişki ile kendisini çok daha fazla yetersiz hissedecek ve daha sonraki ilişkilerinde de etkisini hissedeceği önemli bir psikolojik travma yaşamış olacaktır.

    • Uykusuzluk dönemleri: Cinsel istek azalır, ilişkiden kaçınılabilir.
    • Depresif veya moral bozukluğu dönemleri: Cinsel ilişkiden uzak durulmalıdır.
    • Stresli dönemler: Erkeğin asla ilişkiye kalkışmaması gereken periyotlardır. Stres başta isteksizlik oluşturur. Organizma savunma mekanizması olarak sorunu çözmek için stres oluşturan konuyu sürekli aklına getirir; bu da ilişki esnasında erkeğin eşine zihnen odaklanamayıp uyarılamasını etkiler. Stres sırasında aynı zamanda salınan katekolaminler vazokonstriktif etkilidir ve sertleşmeyi sonlandırır.
    • Sinirli olunan dönemler: İlişkiden kaçınılmalı ve ilişki esnasında sinirlenebileceği bir şey asla düşünülmemelidir. Aksi takdirde saniyeler içerisinde ereksiyon sonlanacaktır.
    • Yorgunluk ve gribal enfeksiyonlar: İnflamasyona bağlı istek azalması, konsantrasyon güçlüğü ve kan akışkanlığının olumsuz etkilenmesi dolayısıyla bu dönemlerde cinsel ilişkiden uzak durulmalıdır.

    Sonuç itibariyle erkek kazanamayacağını hissettiği maça asla çıkmamalıdır, bunun için hayır demekten, gelen teklifi reddetmekten kaçınmamalıdır.

    2. Penetrasyona Geçmek İçin Acele Etmemek

    Ereksiyon başlasa da kan akımının artarak eşik değerin çok daha üzerine çıkması için bir süre daha uyarılmaya devam etmelidir.

    3. Refrakter Dönemde Sabırlı Olmak

    İkinci ilişki için refrakter dönemde kendisini yeterli hissedene kadar ilişkiye kalkışmamalıdır.

    4. Kendi His ve Hazlarına Odaklanmak

    Erkeğin özbenliği güçlü olmalıdır. Bencilliğe benzer bir terimdir özbenlik ancak bencillikte “sadece ben değerliyim” derken özbenlikte “ben de değerliyim” anlayışı vardır ve karşı tarafa da saygı gösterir.

    Erkek ilişki sırasında sadece haz alacağını hissettiği eylemleri yapmalı ve sadece buna odaklanmalıdır. Yanlış yol ise, eşinin his ve düşüncelerini kendi hazlarının önüne alarak onun haz almasını daha fazla önemseme ve daha ön planda tutmadır. Erkeğin ereksiyonu kendi hazzı için değil de karşısındaki insan için olmaya çalışması, çıkmaz sokaklardan biridir.

    “Eşimi çok seviyorum, o iyi bir insan. Onun için fedakarlık yapabilirim. Ben tatmin olmasam da keyif almasam da olur, o tatmin olsun” veya “Cinsel ilişkiye girmek istemezsem ve ya ereksiyon olamazsam onu beğenmediğimi düşünür” gibi düşünceler tamamen eşinin haz duyması için hareket etmeye başlamasına yol açacağı için kendi hazlarından koparak uyarılmasını destekleyemez ve bir süre sonra sertliğini kaybeder.

    Eşini kendisinden daha üstün görmesi veya kendisini ona layık görmemesi de aynı sorunu yaratır. Genellikle popüler ve sosyokültürel olarak güçlü kadınlara ve ilk kez ilişkiye gireceği eşine karşı erkeğin kompleks geliştirerek karşısındakine kendini ispatlamaya çalışmak veya başarısızlıkla mahcup olmamaya çalışma odak noktası olur. Yine kendi haz ve isteklerinden uzaklaşır.

    Erkek kendisini yeterli ve eşine karşı değerli görmelidir. Hiçbir zaman yatak odasında kendini ispatlama gayretinin içerisine girmeden mütevazi olunmalı ve sadece kendi his ve hazlarının peşinde olmalıdır. “Sarışının adı, esmerin tadı” diye bir söz vardır. Bu sözü söyleyen veya bu hissiyatta olan erkeklerin esmer bayanları tercih etmesi gerekir, sarışın bayanla daha az uyarılır. Erkeklerin ünlü, çeşitli meslek ve görevleri ile popüler ve gösterişli kadınlar yerine, daha fazla haz duydukları kadınları tercih etmeleri gerekir.

    5. İlişkide Dominans Sağlamak

    Erkek ilişkiyi yöneten durumunda, güçlü ve hakim olmalıdır. Bilgi, becerileri, yetenekleri veya maddi gücüyle eşini etkilemeli, güvenini ve takdirini kazanmalıdır ki yöneticiliğini kabul ettirebilsin. Testosteron hormonu sosyal cesaret, güç ve kontrol altında tutma hormonudur. Bu hisler ile daha fazla salınır.

    6. Yaşam Tarzı ve Beslenme Düzenlemeleri

    İlişki yaşamayı planladığı gün çay (teofilin), kahve ve kola (kafein), sigara (nikotin) gibi sempatik sistemi uyararak ereksiyon kalitesini düşüren maddelerden uzak durulması önemlidir. Yeterli su tüketimi ve tempolu bir saat kadar yürümek dolaşım ve hidrasyonu artırarak sertleşme performansını artırır.

    • VitaminoBALANCE kullanımı: Antioksidan ve antiinflamatuar etki ile kan akışkanlığını artırır. Arjinin sitrülin de dolaşımı direkt artırır. İçerdiği vitamin ve mineraller de ereksiyonun ara basamak enzim sistemlerine katılarak ereksiyon kapasitesini artırır.
    • NOROBALANCE kullanımı: Epifiz ve hipotalamus üzerinden baskılanmış isteğin ortaya çıkması ve anksiyetenin azalmasına yardımcıdır.

    Erkeğin Ereksiyonu için Kadının Yapması Gereken Psikolojik Tutum ve Davranışlar

    Özellikle Kafkas toplumlarında kadınlar arasında sık kullanılan bir söz vardır: “Ereksiyon olamayan erkek yoktur, erekte edemeyen kadın vardır.” Tabii ki ereksiyon bozukluğunun organik nedenlere bağlı olma insidansının yüksekliği göz ardı edilmemesi gereken bir durum olmasına rağmen, bu söz erkeğin sertleşmesinde kadının ne kadar önemli bir rolünün olduğunu işaret etmektedir.

    1. Hijyen ve Görünüm

    Kadının hijyeni ve görünüşü bir erkeğin uyarılmasında çok önemlidir. Örneğin ilişki sırasında erkeğin aldığı kötü bir koku ve maskülen çağrışım yapacak kıl varlığı bir anda cinsel isteğinin büyük oranda azalmasına neden olabilir.

    Yine kadının görünüşünde bakımlı olması; saç, makyaj ve giyiminin çekici olması erkeğin uyarılmasını artıracaktır. Aşırı yağlanma veya zayıflığa bağlı bozuk kontur yapılarına sahip bir beden kadının uyarma etkisini olumsuz etkileyecektir.

    2. İlişkiyi Direkt Başlatan Taraf Olmamak

    Çeşitli nedenlerle erkeğin cinsel isteğinin olmadığı bir gün olabilir. Ancak kadın ilişki yaşamak istediğinde, erkek cinsel istek duymadığı bir anda da olsa bunu ifade etmeyi yetersizlik olarak görerek geri çeviremez. Bu da sertleşme sorunu oluşturur. Aynı şekilde erkek ikinci ilişki için kendisini hazır hissedene kadar kadının buna yönelmemesi gerekir.

    3. Penetrasyonda Acele Etmemek ve Sorgulayıcı Olmamak

    Cinsel ilişkide penetrasyona geçmek için acele edilmeyerek penil kan akımının yeterince artması beklenmelidir. “Sertleşme olmadı mı hala, sorun mu var sende, neden olmuyor” gibi sorgulamalar erkeğin özgüvenini azaltarak ereksiyonun hızla kaybına neden olacaktır.

    4. Erkeğin Dominansına İzin Vermek

    Kadın ilişki sırasında, erkeğin yapmak hissettiği eylemleri yapmasına müsaade etmelidir. Böylece erkek tamamen kendi hazlarına odaklanarak uyarılacağını hissettiği eylemlerin peşinde olur. Yani kadın ilişkiyi erkeğin domine etmesine izin vermelidir.

    “Hayır” kelimesi erkeğin iktidarını sarsar. Bunun zıttı ise gülümsemektir. Gülümsemek toleranstır, erkeği daha fazla cesaretlendirir. Kadın ilişkiyi başlatan taraf olmamasını en başta söylemiştik. Ancak erkeğin uyarıldığı için başlatmış olduğu bir ilişkiyi de çok önemli bir rahatsızlığı yoksa reddetmemelidir.

    “Bekle, bir sigara içip geleceğim… Çamaşırları toplamam lazım… Tabakları koymam gerekiyor…” gibi önemsiz nedenlerle erteleme bile erkeğin hakimiyetine zarar verir.

    5. Sertleşme Sorunu Yaşandığında Doğru Davranış

    Erkeğin yaşadığı bir sertleşme sorununda kadının nasıl davranması gerektiği de çok önemlidir. En başta kadın sakin olmalıdır, oluşan bu duruma önem verilmemeli ve görmezden gelinerek unutulmalıdır; yani bu konudan tekrar söz edilmemelidir.

    “Bugün olmadı, sorun değil, başka zaman tekrar deneriz hayatım” diyebilmesi eşinin yaşadığı psikolojik travmayı hafifletecektir.

    Kadının kimi zaman erkeğin basit bir isteksizlik veya yorgunluğu nedenli olabilen bir ereksiyon sorununu büyütmesi, organik ve psikolojik olarak sapasağlam olduğu halde geçici bir durum yaşayan bir erkeği işin içinden çıkılmaz bir performans anksiyetesinin içerisine itebilir.

    Kadının Kaçınması Gereken Davranışlar:

    • Söz, bakış ve davranışlarıyla eşini küçümsemeye başlaması
    • Durumu üçüncü kişilerle paylaşması
    • Sürekli bu durum hakkında konuşmaya devam etmesi (kötü niyetli olmasa da “Doktora gidecek misin? Kalıcı mı bu acaba? Böyle devam ederse evliliğimiz nasıl devam edecek?” veya “Beni beğenmiyor musun, hayatında bir başkası mı var?” gibi sorular)
    • Boşanma veya aldatılma ihtimalini erkeğe hissettirmek

    Erkek eşinin yanında ereksiyon kaybı yaşamasıyla bir mahcubiyet yaşar; iktidarının sarsılmasıyla ilgilidir bu. Ancak bir de eşinin haz alamamasıyla ilgili “Acaba eşim benden ayrılır mı veya hayatına bir başkasını alır mı?” soruları aklına gelmeye başlar. Boşanma veya aldatılma ihtimalini erkeğe hissettirmek de erkeğin yaşadığı travma sonrası hissettiği özgüvensizliği ve kaygılarını daha da artırır.

    Ondan vazgeçmeyeceği mesajını vermek bu konuda önemli ölçüde olumlu etki oluşturacaktır.

    Performans Anksiyetesinin Oluşum Mekanizması

    Yaşanılan psikolojik travma büyüyerek erkekte performans anksiyetesini ortaya çıkarabilir. Erkek bir sonraki ilişkiye “Ya sertleşme olmazsa şimdi, bir daha sertleşme olmazsa eşime daha fazla mahcup olacağım” düşünceleri sürekli zihninde dönerek girer. Bu durum kaygı-korku oluşturarak testosteronu da baskılar. Bu da ereksiyonu baskılar.

    Bu durumda erkek farkında olmadan bir girdabın içerisine girmiş; sonraki ilişkilerinde kendisi için haz duymaktan tamamen vazgeçmiş olur ve kendi his ve hazları aklına bile gelmez. Artık ereksiyon olmak istemesinin tek nedeni eşinin karşısında küçük düşmemek ve eşinin haz almasını sağlamak olur. Bu tutumun çıkmaz sokak olduğunu ve ereksiyonu bir süre sonra kaybedeceğini daha önce konuşmuştuk.

    Sonuç ve Öneriler

    Sertleşme sorunu psikolojik nedenlere bağlı olduğunda, organik tedavilerin (ESWT, PRP gibi) tek başına yeterli olmayacağı açıktır. Eşlerin doğru psikolojik tutum ve davranışları öğrenmesi, performans anksiyetesinin önlenmesi ve mevcut sorunların aşılmasında temel anahtardır.

    Eğer siz veya eşiniz uzun süredir devam eden bir sertleşme sorunu yaşıyorsanız, hem organik hem de psikojenik yönden değerlendirilmeniz çok önemlidir. 15 yılı aşan klinik deneyimimiz, elektroakupunktur, homeopati ve penil rejeneratif tedaviler ile birlikte performans anksiyetesine yönelik bütüncül yaklaşımımız ile size yardımcı olmaktan mutluluk duyarız.

    Randevu ve detaylı bilgi için kliniğimizle iletişime geçebilirsiniz.


    Bu yazı, Dr. Ömer Bircan’ın klinik deneyimine dayalı bilgilendirme amaçlıdır. Kişisel sağlık durumunuz için mutlaka bir uzmana danışınız.

  • Erkeğin Sertleşmesi İçin Kadın Ne Yapmalı?

    Erkeğin Sertleşmesi Nasıl Gerçekleşir? Kadının Sertleşmedeki Rolü

    Erkeğin sertleşmesi, yani penisin ereksiyonu; cinsel uyarı sonrası ortaya çıkan psikosomatik ve hemodinamik bir reflekstir. Sertleşmenin gerçekleşmesi için vücut birçok sistemi birlikte çalıştırır.

    Beyin cinsel uyarıyı algılar ve sinyali omurilik aracılığıyla penise iletir. Penis içindeki kavernöz cisimler bu sinyale yanıt verir. Aynı anda kalp-damar sistemi penise yeterli kan akışını sağlar. Bu sistemlerden biri düzgün çalışmazsa sertleşme zorlaşır.

    Erkek, uygun bir cinsel uyaran ve sağlıklı bir psikolojik durumla sertleşmeyi daha kolay yaşar. Bu noktada partnerin tutumu süreci doğrudan etkiler.


    Erkeğin Sertleşmesinde Kadının Rolü

    1. Cinsel Uyarı

    Cinsel uyarı ereksiyonu başlatır. Erkek; görsel temas, dokunma, ses ve koku gibi uyaranlara tepki verir. Özellikle görme ve dokunma en güçlü uyarıcılardır.

    Kadının bakımı, hijyeni, kıyafet seçimi ve genel estetik görünümü erkekteki cinsel isteği artırabilir ya da azaltabilir. Örneğin kötü koku, özensiz görünüm veya uyumsuz kıyafet seçimi cinsel isteği düşürebilir. Buna karşılık bakımlı ve özenli bir görünüm cinsel uyarıyı güçlendirir.

    Toplumda birçok kişi sertleşmenin tamamen kadının çekiciliğine bağlı olduğunu düşünür. Bu nedenle sertleşme sorunu yaşayan erkeklerin eşleri, sorumluluğu kendilerinde arayabilir. Ancak gerçekte erkeklerin büyük kısmında damar, hormon, sinir sistemi veya psikolojiyle ilgili nedenler rol oynar.

     

    2. Psikolojik Tutum

    Tıp literatürü sertleşme sorununu iki kavramla açıklar:

    • Erectile Dysfunction (Erektil Disfonksiyon): Organik nedenleri ifade eder.

    • Impotence (İktidarsızlık): Psikolojik güç kaybını anlatır.

    Erkek cinsel ilişki sırasında kendini rahat, güvende ve özgüvenli hissettiğinde daha kolay sertleşir. Partner aceleci davranırsa, baskı kurarsa ya da “neden hala ereksiyon olmadı?” gibi ifadeler kullanırsa erkek kaygı geliştirir. Kaygı arttıkça beyin performansa odaklanır ve cinsel haz azalır. Bu durum sertleşmeyi zorlaştırır.

    Ayrıca öfke, kırgınlık, stres ve fiziksel rahatsızlık da sertleşmeyi doğrudan etkiler.


    Erkeğin Sertleşmesini Destekleyen Davranışlar

    Kadın aşağıdaki tutumlarla süreci destekleyebilir:

    1. Bakımlı ve hijyenik olmak, hoş koku ve çekici kıyafet tercih etmek

    2. Ön sevişmeye yeterli zaman ayırmak

    3. Aceleci davranmamak ve performans baskısı oluşturmamak

    4. Eleştirel veya kırıcı ifadelerden kaçınmak

    5. Pozitif ve destekleyici bir yaklaşım sergilemek

    6. Öfke yaratabilecek davranışlardan uzak durmak

    7. Fiziksel rahatsızlık verecek hareketlerden kaçınmak

    Uyarı! Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı/tedavi yerine geçmez. Şikâyetleriniz devam ediyorsa veya altta yatan farklı bir sağlık sorununuz olabileceğini düşünüyorsanız doktorunuza başvurunuz, veya bizimle iletişime geçiniz.

    Yazar: Dr. Ömer Bircan / Fonksiyonel Tıp & Regeneratif Tedaviler

    Youtube Kanalı – Instagram Sayfası

    Son Güncelleme Tarihi: Mart 2026

  • İlişki Sırasında Erkeğin Sertliğinin Gitmesi Neden Olur?

    Sertleşmenin Kaybolması: Cinsel İlişki Sırasında Neden Olur?

    Sertleşmenin kaybolması özellikle cinsel ilişki sırasında ortaya çıktığında birçok erkeği endişelendirir. Çünkü erkek sertliği, büyük ölçüde penise gelen kan akışına bağlıdır. Eğer kan dolaşımı azalırsa sertlik de düşer.

    Cinsel İlişki Sırasında Sertleşmenin Kaybolması Nasıl Gelişir?

    Öncelikle penis, cinsel uyarı sonrası atardamarların gevşemesiyle sertleşmeye başlar. Böylece süngerimsi dokular daha fazla kanla dolar. Sonuç olarak basınç artar ve sertlik oluşur. Bu süreç dört evrede ilerler:

    1. Latent Evre: Kan akışı artar ancak basınç yükselmez. Bu nedenle dışarıdan belirgin değişiklik görülmez.
    2. Tümesens Evresi: Basınç artar ve dolgunluk hissi oluşur.
    3. Ful Ereksiyon: Yaklaşık 100 cm H₂O basınca ulaşan penis penetrasyon için yeterli sertliği sağlar.
    4. Rijit Ereksiyon: Koitus sırasında basınç daha da artar ve 200 cm H₂O seviyelerine çıkar.

    Ancak ilişki boyunca sertlik sabit kalmaz. Aksine, ful ve rijit evreler arasında geçiş yaşanır. Orgazm gerçekleştiğinde ise vücut detümesens sürecini başlatır. Böylelikle kan dolaşımı normale döner ve sertlik sona erer.

    Fakat orgazm olmadan sertliğin düşmesi, altta yatan bir soruna işaret edebilir. İşte bu noktada sertleşmenin kaybolması klinik önem kazanır.

    Sertleşmenin Kaybolması Neden Ortaya Çıkar?

    Normal şartlarda orgazm sonrası yumuşama fizyolojik bir süreçtir. Buna karşılık ilişki devam ederken kan akışı azalırsa sertleşmenin kaybolması meydana gelir.

    Çoğu erkekte bu tablo, erektil disfonksiyonun erken dönemini gösterir. Eğer altta yatan neden ilerlerse kişi ereksiyonu başlatmakta zorlanır.

    En sık karşılaşılan sebep atardamar daralmasıdır (atheroscleros). Çünkü daralan damarlar penise yeterli kan taşıyamaz. Dolayısıyla sertlik korunamaz.

    Bunun yanı sıra aşağıdaki durumlar da kan akışını azaltır:

    • Penil atardamar atrezisi
    • Kanın vizkozitesinin artması
    • Kalp yetmezliği
    • Renal transplantasyon
    • Pelvik cerrahi veya radyoterapi öyküsü

    Bu nedenle sertleşmenin kaybolması yaşayan erkeklerin dolaşım sistemini kontrol ettirmesi gerekir.

    Cinsel İlişki Sırasında Küçülme ile İlişkisi

    İlişki sırasında hacim azalırsa kan akışı düşmüştür. Sonuç olarak hem sertlik azalır hem de penis küçülür. Özellikle damar sertliği bu tablonun en yaygın nedenidir.

    Sertleşmenin Kaybolması Nasıl Tedavi Edilir?

    Öncelikle hekim altta yatan nedeni belirler. Ardından soruna yönelik tedavi planı oluşturur.

    Örneğin atardamar daralmasına bağlı vakalarda uzmanlar penil rejeneratif uygulamalarla kan dolaşımını destekler. Böylece birçok hasta belirgin iyileşme yaşar.

    Erkekler Neden Sertleşmenin Kaybolması Sorunu Yaşar?

    Tek Seferlik Durumlar

    Bazen yorgunluk, yoğun stres veya aşırı alkol tüketimi geçici sertlik kaybına yol açar. Neyse ki çoğu erkek bu durumu kısa sürede atlatır.

    • Yorgunluk
    • Aşırı alkol
    • Stres ve kaygı
    • Prezervatif kullanımına bağlı dikkat kaybı

    Her ne kadar prezervatif takma süreci konsantrasyonu azaltabilse de bulaşıcı hastalıklardan korunmak için kullanmak önemlidir.

    Devam Eden Durumlar

    Öte yandan sertleşmenin kaybolması sürekli hale gelirse fiziksel ya da psikolojik bir problem süreci tetikler.

    Genç erkeklerde çoğunlukla duygusal faktörler rol oynar. Buna karşılık yaş ilerledikçe damar ve hormonal sorunlar daha belirgin hale gelir.

    • Depresyon
    • Stres
    • Kaygı
    • Düşük özgüven
    • İlişki problemleri
    • Performans kaygısı

    Sonuç olarak kaygı arttıkça erkek ereksiyonu korumakta zorlanır ve zamanla kısır döngü oluşur.

    Sertleşmenin Kaybolması Hangi Hastalıkların Belirtisi Olur?

    Damar sertliği, diyabet, kalp hastalıkları ve hormonal bozukluklar sertleşmenin kaybolmasına yol açar.

    Ne Zaman Doktora Gitmeli?

    • Sorun 3 aydan uzun sürüyorsa
    • İlişki sırasında sık tekrar ediyorsa
    • Sabah ereksiyonları belirgin şekilde azaldıysa
    • Diyabet, tansiyon veya kalp hastalığı varsa
    • Performans kaygısı artıyorsa

    Erken müdahale hem cinsel sağlığı hem de kalp-damar sağlığını korur.

    Uyarı! : Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı/tedavi yerine geçmez. Şikâyetleriniz devam ediyorsa veya altta yatan farklı bir sağlık sorununuz olabileceğini düşünüyorsanız doktorunuza başvurunuz, veya bizimle iletişime geçiniz.

    Yazar: Dr. Ömer Bircan / Fonksiyonel Tıp & Regeneratif Tedaviler

    Youtube Kanalı – Instagram Sayfası

    Son Güncelleme Tarihi: Mart 2026

  • Şok Dalga Tedavisinde Dikkat Edilmesi Gereken 4 Önemli Nokta

    Şok Dalga Tedavisi (ESWT) Nedir?
    Sertleşme Sorununda Başarıyı Belirleyen 4 Kriter.

    Şok dalga tedavisi (ESWT – Extracorporeal Shock Wave Therapy), rejeneratif amaçla özel cihazlarla uygulanan bir tedavi yöntemidir. Özellikle sertleşme sorunu tedavisinde penil kan dolaşımını artırmayı hedefler. Ancak şok dalga tedavisinden yüksek başarı elde etmek için dikkat edilmesi gereken bazı temel kriterler vardır.

    1. Şok Dalga Tedavisi Mutlaka Doktor Tarafından Uygulanmalıdır

    Şok dalga tedavisi sırasında cihazın doğru anatomik bölgeye ve uygun basınç düzeyinde uygulanması gerekir. Penis içindeki kavernöz cisim pelvik bölgeye doğru uzanır. Bu yapıyı anatomik olarak doğru takip etmek tedavinin etkinliğini doğrudan etkiler.

    Hekim uygulamayı doğru noktaya yönlendirmezse atışlar hedef dokudan sapar ve etki azalır. Bu nedenle şok dalga tedavisi mutlaka bizzat doktor tarafından uygulanmalıdır.

    Ayrıca sertleşme sorunu tedavisinde amaç, şok dalga ile dokuda rejenerasyonu başlatmak ve bu etkiyi diğer destekleyici uygulamalarla güçlendirmektir. Eğer başlangıç etkisi zayıf kalırsa sonraki aşamalar da beklenen başarıyı sağlamaz.

    şok dalga tedavisi

    Şok Dalga Tedavisi Uygulaması

    2. Kullanılan ESWT Cihazının Gücü Başarıyı Belirler

    Şok dalga tedavisinde kullanılan cihazın enerji seviyesi kritik öneme sahiptir. Gerçek şok dalga üreten ESWT cihazları ile balistik (AWT) sistemler arasında ciddi fark bulunur.

    Balistik veya elektromanyetik atış yapan sistemler gerçek şok dalga etkisi oluşturmaz. Bu nedenle beklenen biyolojik yanıt ortaya çıkmaz.

    Özellikle düşük enerji düzeyine (0.09 mj/mm²) sahip cihazlar sınırlı etki sağlar. Buna karşılık yüksek enerji seviyesine ulaşabilen gelişmiş ESWT sistemleri penil kan akımını daha güçlü uyarır.

    3. Şok Dalga Tedavisi Seans Sayısı ve Sıklığı

    Şok dalga tedavisinde seans sayısı doğrudan başarı oranını etkiler. Sadece 12 seans şok dalga uygulandığında penil kan akımında yaklaşık %20–25 artış görülür.

    Ancak seans sayısını 4 veya 6’ya düşürmek anlamlı bir biyolojik yanıt oluşturmaz. Bu durumda kan akım artışı %10’un altında kalır ve hasta belirgin bir değişiklik hissetmez.

    Bu nedenle şok dalga tedavisi en az 12 seans planlanmalıdır. Seans aralıkları 24–72 saat olmalıdır. Aynı gün içinde tekrarlanan uygulamalar ek fayda sağlamaz.

    4. Şok Dalga Tedavisi Tek Başına Yeterli Değildir

    En önemli konu, şok dalga tedavisinin diğer rejeneratif uygulamalarla birlikte planlanmasıdır. Tek başına uygulandığında kan akımı artışı sınırlı kalır.

    Buna karşılık mezoterapi, PRP, ozon tedavisi, karboksiterapi ve nöral terapi gibi destekleyici yöntemlerle birlikte uygulandığında penil kan akımı artışı %100 seviyelerine ulaşabilir.

    Bu kombinasyon dokuda kalıcı rejenerasyon sağlar ve hasta daha tatminkâr sonuç elde eder.

    Şok Dalga Tedavisinde Başarı İçin 4 Temel Kural

    • Şok dalga tedavisini doktorun kendisi uygulamalıdır.
    • Kullanılan ESWT cihazı yeterli enerji gücüne sahip olmalıdır.
    • Seans sayısı en az 12 olmalıdır.
    • Tedavi, diğer rejeneratif uygulamalarla desteklenmelidir.

    Doğru planlanan bir şok dalga tedavisi, sertleşme sorunu tedavisinde güçlü ve kalıcı sonuçlar sağlayabilir.

    Kombine Tedavi Yaklaşımı

    ESWT tek başına uygulanabilir; ancak rejeneratif desteklerle birlikte planlandığında daha güçlü sonuç verir. Mezoterapi, PRP ve ozon tedavisi gibi yöntemler dokuda başlayan iyileşme sürecini destekler.

    Sertleşme sorununun detaylı değerlendirilmesi için iletişim sayfasından randevu oluşturabilirsiniz.

    Daha önce tedavi olmuş hastaların deneyimlerini görmek için hasta yorumları sayfasını inceleyebilirsiniz.

    Uyarı! : Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı/tedavi yerine geçmez. Şikâyetleriniz devam ediyorsa veya altta yatan farklı bir sağlık sorununuz olabileceğini düşünüyorsanız doktorunuza başvurunuz, veya bizimle iletişime geçiniz.

    Yazar: Dr. Ömer Bircan / Fonksiyonel Tıp & Regeneratif Tedaviler

    Youtube Kanalı – Instagram Sayfası

    Son Güncelleme Tarihi: Mart 2026

  • Penis Eğriliği Nedir, Peyronie Hastalığı Nedir?

    Penis Eğriliği Neden Ortaya Çıkar?

    Penis eğriliği, plikasyon, tek taraflı gelişim geriliği, penil fraktür ve kistik yapılar nedeniyle ortaya çıkar. Ancak doğumsal olmayan vakalarda en sık nedeni Peyronie hastalığıdır (Induratio Penis Plastica – IPP).

    Özellikle orta yaş sonrasında bu hastalık penis dokusunu etkiler ve zamanla eğrilik oluşturur. Dolayısıyla hastalar çoğu zaman eğriliği ilerleyici şekilde fark eder.


    Peyronie Hastalığı (Penis Eğriliği) Nedir?

    Peyronie hastalığında tunica albuginea altında küçük kanamalar gelişir. Ardından vücut bu hasara yanıt verir ve sert plak dokusu oluşturur. Bu plak penisin bir bölümünün esnekliğini azaltır. Sonuç olarak ereksiyon sırasında penis plak tarafına doğru eğilir.

    Hastalık iki evrede ilerler:

    • Akut dönem: Genellikle 2–6 ay sürer ve hasta bu süreçte ağrı hisseder.

    • Kronik dönem: Ağrı azalır; ancak plak sertleşir ve eğrilik belirginleşir.

    Bu süreç ilerledikçe nodül ortaya çıkar, eğrilik artar, penis boyu kısalır ve sertleşme kalitesi düşer. Bu nedenle erken değerlendirme önem taşır.


    Penis Eğriliği Hangi Yönde Gelişir?

    Peyronie hastalığında lezyon daha çok penisin dorsal-sırt kısmında ve genellikle %30-60 derece açı yaparak yukarıya doğru eğrilik oluşturur. Eğrilik yaş ilerlemesiyle artadabilmekte ve ya bir miktar azaladabilmektedir. Peyronie lezyonu olan bir kişide bir başka bölgede tekrar lezyon oluşum ihtimali %10 civarıdır.

    Bununla birlikte yaş ilerledikçe plak sertliği artabilir. Öte yandan bazı erkeklerde vücut plak dokusunu kısmen yumuşatır. Ayrıca bir bölgede plak gelişen kişilerde farklı bir alanda yeniden lezyon gelişme riski yaklaşık %10’dur.

    • Nodul oluşumu,
    • Kurvatur  Eğrilik,
    • Penis Boyunda Kısalma ve
    • Sertleşme sorunu gibi birçok soruna neden olabilmektedir.

    Peyronie Hastalığı Neden Gelişir?

    Bilim insanları hastalığın kesin mekanizmasını henüz netleştiremedi. Ancak klinik veriler bazı risk faktörlerini açıkça gösterir.

    Örneğin:

    • Ereksiyon sırasında penise uygulanan travmatik hareketler

    • Yaşın ilerlemesi

    • Diyabet

    • Radikal prostatektomi öyküsü

    Genellikle hastalık 40’lı yaşlarda başlar. Bununla birlikte en sık 50’li yaşlarda ortaya çıkar. Toplumda yaklaşık her 20 erkekten 1’i penis eğriliği yaşar. Buna karşılık diyabetli erkeklerde bu oran 10’da 1’e kadar yükselir.

    Radikal prostatektomi geçiren erkeklerde risk daha da artar. Çünkü ameliyat sonrası penil dokuda yaşlanma süreci hızlanır. Dolayısıyla plak gelişme ihtimali yükselir.


    Peyronie Hastalığına Bağlı Penis Eğriliği Tedavisi

    Medikal Yaklaşım

    Hekim önce plak boyutunu ve eğrilik derecesini değerlendirir. Ardından antiinflamatuar ilaçlar ve antioksidan destekler planlar. Bu tedaviler plak ilerlemesini yavaşlatır ve bazı hastalarda kısmi gerileme sağlar.

    Cerrahi Seçenek

    Cerrah ileri dereceli eğrilik vakalarında ameliyat seçeneğini gündeme alır. Ancak cerrahi girişimler sinir hasarı riski taşır. Bu nedenle hekim hasta için en uygun kararı dikkatle verir.

    Rejeneratif Tedavi

    Kliniğimizde hekimler kombine bir tedavi planı uygular. Özellikle:

    • ESWT (Şok dalga uygulaması)

    • Lezyona özel penil mezoterapi

    • Sistemik antioksidan destek

    • Fitoterapötik uygulamalar

    birlikte uygulanır.

    Bu yaklaşım plak boyutunu küçültür, eğrilik açısını azaltır ve sertleşme kalitesini artırır. Sonuç olarak hasta hem fonksiyonel hem de yapısal iyileşme yaşar.

    Uyarı! : Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı/tedavi yerine geçmez. Şikâyetleriniz devam ediyorsa veya altta yatan farklı bir sağlık sorununuz olabileceğini düşünüyorsanız doktorunuza başvurunuz, veya bizimle iletişime geçiniz.

    Yazar: Dr. Ömer Bircan / Fonksiyonel Tıp & Regeneratif Tedaviler

    Youtube Kanalı – Instagram Sayfası

    Son Güncelleme Tarihi: Mart 2026